Hukuk Felsefesi Öğrencileri İçin 3. Hafta Ders Konusu ve Okuma Parçaları

3. Hafta Derste, Hans Kelsen’in hukuk anlayışına devam edilecek olup ek olarak H. L. A. Hart’ın pozitivist hukuk anlayışı konusu işlenecektir.  Ayrıca pozitivizmin kendi içindeki dönüşümü ve değişimi de tartışılacaktır. Bu kapsamda aşağıdaki makalelerde en az birisinin okunması gerekmektedir.

 

  1. Ertuğrul Uzun’un “H.L.A. Hart Kurallar Sistemi Olarak Hukuk” Çağdaş Hukuk Düşüncesine Giriş iç. (Kasım Akbaş, Melike B. Aydın, Sevtap Metin, Ertuğrul Uzun, İthaki Yay., 2015), s. 139-165.

Not: Makaleler hakkındaki görüş, öneri, eleştiri ve sorularınızı, postun altındaki “Yorum Yapın” kısmından Adınızı- Soyadınızı belirterek, 23 Şubat Pazar saat 21:00’e kadar gönderiniz.

“Hukuk Felsefesi Öğrencileri İçin 3. Hafta Ders Konusu ve Okuma Parçaları” için 77 yorum

  1. Hart analitik pozitivizmi üç tane dayanağı olan bir okul olarak görmüştür. Bu okulla hukuk kavramını tanımlamaya çalışmıştır. Bunlar hukukun tehditle desteklenen buyruk olduğu, hukuk ve ahlakın birbirinden hangi noktalarda ayrıldığı ve kuralların hukuku ne ölçüde belirlediğinin analizidir.

    Hart’a göre hukuk sistemi birincil ve tamamlayıcı kurallardan meydana gelir. Birincil kurallar her hukuk sisteminin temelini oluşturan ve herkesin uyması gerektiği düşünülen somut kurallardır. Tamamlayıcı kurallar ise birincil kuralların kullanımında ortaya çıkan belirsizliği gidermeye yöneliktir. Burada önemli olan birincil kurallarının temelinin neye dayanacağıdır. Benim kanaatime göre birinci kuralların temel dayanağı ahlak olabilir. Toplumun belirli bir kesimini kapsayan bölgesel ahlak yerine tamamını kapsayan genel ahlak kuralları olabilir. Toplumun benimsediği örf adet kurallarını kullanarak oluşturulan hukukta adalet sağlanmış olur. Hukukun temel amacı insanların toplu ve mutlu şekilde yaşaması olduğu düşünülürse o toplumun kurallarını yine o toplumun ahlak anlayışı belirlemedir.

    Hart bu durumu belirli analizler yaparak sistematiğe dönüştürmüştür. Bu sistematiği bir takım kavramlarla temellendirerek açıklamaya çalışmıştır. Oluşturduğu sistematik başlangıç noktası olarak oldukça yeterlidir.

  2. Hart’ın Hukuki Yaklaşımına karşı görüş ve değerlendirmelerim

    Kuralları temel olan içeriğinden çok kural olduğu için uygulanmasını söyleyen bir felsefi akım olan pozitivizme yaklaşımı ile Hart yeni bir kapı,yeni görüş penceresi açmıştır. Austin’in ‘’Siyasi üstünlüğü bulunan monark veya egemenin doğrudan ve dolaylı buyruklarıdır.’’ temelli hukuk pozitivizm düşüncesini eleştirmiştir. Bu ahlak kurallarının ve buyrukların sadece hukuku tanımlamakta yeterli olmadığını ileri sürmüştür fakat bu ahlak ve buyruklarını da Hart’ın kendi kurallar sistemi oluştururken ele aldığını görüyoruz.

    Hart hukuk nedir? sorusunun cevabının standart bir şekilde verilemeyeceğini söylemektedir. Olgular, gerçeklikler ve terimler arasındaki bağın karmaşık olmasından dolayı standart bir tanımdan çok hukukun kapsamını belirlemek gerekmektedir.Yerinde bir düşüncedir çünkü hukuk somut olarak ele alınıp tam olarak tanımı yapılabilen olgulardan oluşmamaktadır.Hukuk belirli bir kalıba sokup standart bir tanımdan çok kapsamının belirlendiği hukukun nedir sorusuna hukukun çevresinin ne ifade ettiğinin,ne olduğunu ,nelerden oluştuğunun anlatarak bir cevap vermek daha doğru ve uygun olacaktır. Işte burada Hart da bu kapsamı belirlemek için kendince bir hukuk sistematiği oluşturmuştur. Bu sistemin başlıca iki unsuruna da birincil kurallar ve tamamlayıcı kurallar adını vermiştir.Birincil kurallar da her toplumsal bir örgütlenmede dahi bulunabilicek Austin’in de bahsettiği buyruk ve ahlak kurallarını ele almıştır.Birincil kurallar devlet yokken insanlar doğal halindeyken bile bulunabilecek temel kurallar bütünüdür. Geçmişten günümüze de bu birincil kurallar egemenin buyrukları,örf ve adetler vb. isimlerle günümüze gelmiştir.Ama bu toplumsal kuralların hukuk kurallarından farklı olması gerekmektedir çünkü her birincil kural hukuk sistemi içerisinde olmamalıdır, o kurallar içerisinde hukukun yapı taşlarında olan adalet unsuruna, insan hakları unsuruna aykırı kurallar da bulunmaktadır veya da bir sınırı olmalıdır . Ayrıca birincil kuralların seçilip tanımlanması lazımdır modern bir hukuk sisteminde bahsedilebilmek için de. Işte tam da burada tamamlayıcı hukuk kuralları ortaya çıkmaktadır. Birincil kurallar insanlar/doğa üzerinde etki yaratırken tamamlayıcı kurallar birincil kurallar üzerinde etki etmektedir. Tamamlayıcı kuralla benim bakış açımla birincil kurallardan da öte hukukun hukuk olmasının temel taşıdır. Birincil kurallar üzerinde farklı farklı etkileri vardır onları tanımlayıp sınırlamak için tanımlayıcı unsuru,değişen günümüze ayak uydurması diğer sosyal kurallardan ayrılıp hukuk kuralı olması için değiştirme unsuru ve muhakeme unsuru ile bu kuralların denetçiliğini yapmasıdır. Hart’ın görüşüne göre tanımlayıcı unsur en önemli unsurdur fakat benim nezdim de tanımlayıcı unsurun gerekliliği göz ardı edilemezken en önemli unsur muhakeme unsurudur çünkü bir sistemi ne kadar güzel kursak ne kadar iyi birincil kuralları tanımlayıp bir hukuk sistemi yaratsak da bu kurallar düzgün bir şekilde uygulama, muhakeme alanı bulamadıktan sonra hiçbir faydası olmamaktadır hatta muhakeme unsuru yetersiz olduğu taktir de onlarında bir alışkanlık özelliklerinden ileri gidemeyeceği kanaatindeyim .Bu makaleden de anlaşılacağı üzere Hart Austin ve diğer pozitivizm düşünürlerine göre yapmış olduğu yaklaşım ile pozitivizm tanımlarını yumuşatıp farklı yönden ele almıştır.

  3. Şule Şahin Ceylan’ın Hart’ın Yaklaşımıyla Hukuk Kavramı Makalesi Üzerine..
    Öncelikle belirtmem gerekiyor ki parçaları birleştirirken fazlaca zorlandığım bir makaleydi.
    Hart’ın doğal hukuk ve pozitivist hukuk adına yeni bir bakış açısı getirmeye çalıştığı aşikar.Fakat her zaman ki gibi felsefenin karmaşık düşüncesine girince sorular soruları doğurmuş ve sonuca gitmek de hayli zorlaşmış.
    Zihnimde bir kavram haritası çizerek bu makaleyi bu haritaya oturtmaya çalıştım.
    Hukuk yazdım ve iki kol çıkardım;olan ve olması gereken hukuk .Olması gereken kısmının içini evrensel sonsuz ve değişmez nitelikteki hukuk ilkeleri ve insan aklıyla kavranabilcek kurallar ile doldurmaya çalıştım.Olan hukuku da tek bir kümeye alarak ahlak din kavramlarından ayırmaya çalıştım. Tabi bunları kavramlar olarak ayırması kolay fakat derinine inince aslında gerçekten din,ahlak yahut değişmez hukuk nitelikleri neler sorularına da cevap tam net verilemediğinden burdan hareketle bir hukuk kavramı tanımlaması yapmak oldukça güç. Aslında olayın özü çok net bir soruda birleşiyor.Hukuka ilişkin bir tanımı nasıl yaparız? Hant kesin bir tanım veremiyor haklı olarak .Çünkü çeşitli düşünsel engeller var ortada.Bilhassa bu “standarttan sapmaların nasıl nitelendireceği” durumu dikkatimi çekti ve makalede en çok yoğunlaştığım yer oldu. Şah yoksa bile oynanan oyun satranç mıdır? Gerçekten iddialı bir soru. Fakat satranç oyunu kuralları kesin belli bir sınırlar çevresinde oynayabileceğiniz bir oyundur.Çapraz giden fili kendi yorumlama tekniklerinize göre yatay dikey hareket ettiremezsiniz.Çünkü oyunun kurallarında boşluk mevcut değildir.Şimdi bu örnekten hareketle “hukukun keskin sınırları ve kuralları var mıdır?” sorusunu sormak gerekiyor. Burda bahsettiğim birincil kurallar ya da tamamlayıcı kurallar değil.Bunlarında ortaya çıkışını sağlayacak tanımda yer verilen kurallar.Fikrimce böyle bir kurallar silsilesi yok. Çünkü makalede de değinildiği gibi bir iskelet yanıtla kavramı tanımlamak yeterli olmuyor. Tıpkı üçgen tanımı gibi üç kenarlı ve düzgün çizgilerden oluşmuş bir şekil denildiğinde eğer ailenin niteliğine ilişkin bir belirsizlik var ise bu tanımlama yeterli olamaz. Ama bu bizim zihnimiz için uygun bir tanım çünkü üçgeni somutlaştırmak daha kolay ve boşluk olmayan kurallardan oluşuyor.Yıllar sonra üçgenin tanımı da gelişen şartlara göre değişebilir mi ? Üçgen ihtiyacı bizi başka bir tanımlamaya iter mi diye sormakta fayda var bunun anlaşılması için 🙂 Bu kısımı okurken aklıma felsefi bir kavram olan fenomenoloji geldi. İçerden bakmak..Hukuka ..Yani hukuku anlamak için ona dışardan bakmak var olan kural tanımlamalarına sokmak illa bir sınır içerisine almaya çalışmak acaba ne kadar doğru diye düşündüm. Yani fenomenolojiye göre tanım vermek bu bağlamda çok güç olacaktır.Var olan ile görünen gerçekten özdeş midir? Bunu da bu kapsamda yanıtlamakta güçlük çekiyorum.Hukukun esansına bakmak bu kadar zor mu gerçekten diye de düşünüyorum.Çünkü bunları yazarken bile bir dakika öncesini çürütüp bambaşka bir fikir kapısını aralamak gerçekten fazlasıyla yorucu 🙂
    Aslında düşündüğümü şöyle özetleyebilirim.Mesela bir dil öğrenmek için öncelikle o dilin Türkçe karşılıklarını öğrenmemiz gerekiyor gibi düşünüyoruz.Halbuki o bambaşka dil orda “elma” kavramı yok.”Türkçe düşünme” olayı demek istediğim.Hukuku da bu bağlamda kendine has bir öznellikte incelemeli hukuki terimleri tanımlarken bunları izah etmek için başka alanların kavramlarıyla ilişkilendirilmesi gerekli gibi düşünüyorum.
    Sosyal kurallar ve alışkanlıklar kısmı için de sosyal kuralların sosyal ispat ile ilişkilendirdim.Yani toplumsal yaşamı düzenleyen kurallara uyulması eylemi asıl olan kuralın mantıklı olup olmaması asıl mesele değil.Belki bu evrimsel de bir durumdur.Çünkü avcılık toplayıcılık zamanlarında olsaydık ve yanımızda bir arkadaşımız kaçsaydı sizde kaçardınız çünkü farklı davrananlar gen havuzundan yok oldu. Düşünme eylemini emniyette olduğunuz zamana bırakırdınız.İşte bunların tekrarlanması da alışkanlıkları doğurdu.Bu yüzden kurallardan sapmanın insanı rahatsız eden bir tarafı var diye de düşünüyorum. Yani kısmen bununla ilişkilendirebilirim.Tabi kurallardan sapmaların fazlalığı konusunda yorum yapmak bu düşünceyle zorlaşıyor.
    Kurallar açısından yorum yapacak olursam da Hart’ın değiştirme kuralı ve muhakeme kuralları da hukukun tanımın net yapılamasından kaynaklanan ve o çerçeve bozulduğunda tekrar hatların çizilmesi için ortaya çıkardığı çok mantıklı olan bir yol olarak görüyorum.
    Beyman Doyurucu

    1. Beyman, cevaplardan çok sorulara odaklanmanı son derece dersin amacına uygun bir yöntem olarak değerlendiriyorum. Dil ve hukuk ilişkisi, hatta dil ve felsefe ilişkisi o kadar derin bir mevzu ki, sorularının arasında bu işin özüne ilişkin çok yerinde sorular var. Bir hukuk sistemi olduğunu iddia eden bir sistemde, sistem içindekiler, asgari olarak, hukukun ortaya koyduğu ortak kültürün asgarisi olan dili üzerinde anlaşabilmeli, anlaşamıyorsa da en azından aynı “dili” kullanabilmeli. Birinin “A” dediğine diğeri “B” diyorsa, sistemin asgarisi, dolayısıyla sistemin kendisi yoktur ortada aslında.

  4. Hart’ın hukuk kavramına yaklaşımı incelendiğinde, hukuka
    ve hukukun doğasına ilişkin 3 sorun üzerinde durulduğunu ve Hart’ın hukuk kavramını açıklarken bu 3 temel sorundan hareket ettiğini görüyoeuz. Bunlar, hukukun tehditle desteklenen buyruklarla ve ahlaki yükümlülüklerle nasıl farklılaşıp ilişkilendiği, kuralların ne olduğu ve
    hukuku ne ölçüde belirlediğidir. Nitekim Hart hukuku yasama faaliyetleri, ahlaki yükümlülükler ve kurallar olmak üzere 3 kategoride bu sorunlar bağlamında analiz etmiştir. Hukukun birincil ve tamamlayıcı kurallardan oluştuğunu söylemiştir. Birincil kurallardan kasıt yasama organı, mahkemeler ve teşkilatlı bir polis yapısı olmayan toplumlarda yine de uyulacak olan kurallardır. Tamamlayıcı kurallardan maksat ise birincil kurallara rağmen ortaya çıkan sorunları çözümleyen ve yazılı olan kurallardır. Austin açısından hukuk ise siyasi üstünlüğü olan bir monark veya egemenin buyruklarıdır. Hart Austin’i buyruk teorisi bakımından eleştirmiştir. Makaleyi okuduktan sonra yaptığım çıkarımları göz önünde bulundurarak tarih boyunca hukukun yeryüzünde nasıl uygulandığı sorusunu kendime sordum. Tüm toplumlarda Hart ve Austin’in hukuk kavramlarının nispeten birbirinden ayrı uygulanmadığı görüşündeyim. Kurallar yazılı ve teamül olmak üzere koyulmuş , yasama organları ve mahkemeler aracılığıyla oluşturulup uygulanmış. Ancak yine de siyasi üstünlüğe bir şekilde hukuk alet edilmiş. Hukuki kurallar ve yaptırımlar bir egemenin , siyasi otoritenin buyrukları olmaktan çıkarılamamıştır. Bu bağlamda; egemenin elinde bulundurduğu araçlarla hukuku şekillendirdiğini ve hukukun tehdit, baskı ve diğer otorite araçları ile çevrelendiğini düşünmekteyim. Ancak elbette ki hukukun tüm bu unsurlardan arındırılmış bağımsız ve akılcı kurallar nezdinde gelişmesi gerektiğini düşünüyorum.

  5. “H.L.A Hart’ın Yaklaşımıyla Hukuk Kavramı”
    Makalede Hart’ın düşünceleri genellikle Austin ile karşılaştırılarak anlatılmış. Bu bende Hart’ın hukuk kavramını açıklarken bir nevi Austin’in tanımındaki eksiklikleri giderdiği izlenimini oluşturdu. Makaleden anladığım kadarıyla Hart Austin’den farklı olarak modern hukuk sisteminin birincil ve ikincil kuralların birleşmesiyle oluşan bir sistem olduğunu söylemiştir. Bununla birlikte, hukukun egemen tarafından müeyyidelendirilmiş buyruklardan ibaret olmadığı söylenmiş ve hukuk kurallarıyla diğer sosyal kuralların arasındaki fark ortaya konularak Hart’ın hukuku kavrayış biçimi açıklanmıştır.

  6. ”Hukuk nedir?” ”Hukukun doğası nedir?” bu soruları cevaplamada zorluk yaşanmaktadır. Bunun sebebi kanımca hukukun ve hukuksal kavramların somut dünyada net bir karşılığının bulunmamasıdır. Bir kelimeyi tanımlarken somut dünyada olması ve gözle görülebilir olması tanımlamasını da kolay hale getirir.
    Ayrıca bir kelimenin tanımı tatmin edici olsa da her zaman aydınlatıcı değildir. Hukuk kavramları günlük dildeki kelimelere göre daha karmaşık ve soyut olduğu için farklı bir yöntemi gerekli kılmaktadır. Bentham, genel bir tanımdan ziyade hukuk sisteminde kullanılırken karşıladıkları ”işlev” ortaya konulmalıdır,demiştir. Zaten hukukun günlük dilden farklı hukuk dilinin olması bunu gerekli kılar. Aynı kelime hukuk kümesi içinde çok farklı bir anlama gelir ve sadece hukukçuların anlayacağı bir anlamdadır.
    Hart tanım yerine hukuk sisteminin olmazsa olmazlarını ortaya çıkarmayı tercih etmiştir. Bunu da kurallar üzerinden gerçekleştirmiştir. Hart, birincil ve tamamlayıcı kurallardan hukukun çeşitliliği sonucuna varır. Austin’in tüm hukuk kurallarını buyruklara indirgemesi, hukuku yasalaştırma faaliyetlerinden(değiştirme kuralları), kuralların ihlalinin denetlenmesi(muhakeme kuralları) gibi faaliyetlerinden eksik olarak algılanması sonucuna getirir. Ancak hukuk bir bütündür ve birincil ve tamamlayıcı kurallarla birlikte bir alandır.
    Hukuk ayrıca ahlaken değerlendirilebilen ve ahlak kurallarının yansıması değildir. Hukukun kendine has kavramları, uygulamaları ve de kuralları vardır.
    Zeynep KÖSE

  7. 20. Yüzyılın en önemli hukuk felsefecilerinden biri olan Hart, hukuksal pozitivist anlayışına yeni pencerelerden bakmaya çalışmıştır. Bu yeni pencerelerden gördüklerini önceki kabulleri değiştirmekle biz hukuk öğrencilerine göstermiş bizimde buralardan bakmamıza izin vermiştir.
    Hart hukuk tartışmalarında 3 temel sorun bulmuş. Ancak bunlarla ilgilenmemiş. Bunun yerine Hukuk ve karakteristik yapısını analiz ederek hukuk kuramına katkıda bulunmayı tercih etmiştir.
    Hart modern bir hukuk sistemini analizini yapabilmek için geçmişe gidip Austi’nin görüşlerini incelemiştir. Austi’nin pozitif hukuk için söylediği şeylere üç başlık altında toplamıştır.
    Bugün Hart’ın bize sunduğu görüşlerine rağmen Austi’nin “Hukuk siyasi üstünlüğü bulunan monark veya egemenin doğrudan buyruklarıdır.” Söylemine katılanlar ve destekleyenler bulunur.
    Hart hukuk ve hukukun doğasına ilişkin sorulan sorulara kesin bir cevap verilmeyeceğini engellemeler olduğunu söylemiştir. Burda daha çok olaylara bakış açımızla oynamış kafamıza soru işaretleri bırakmıştır. Örneğin hukuk ve doğasını anlamak için sorduğu şu soru ” Uçan bir tekne gemi midir?” Bakış açımızı değiştirmek ve daha canlı bir zihine sahip olmamıza yardım etmiştir. Hart, tam anlamıyla bir yenilikçidir. Düşünce ve fikir yenilikcçisi Hart bizlere halen ışık olmaktadır.
    ŞEHRİBAN KORKMAZ 201451101

  8. “H.L.A. Hart’ın Yaklaşımıyla Hukuk Kavramı”
    Makalede Hart hukuk kavramına yaklaşımını genelde Austin’e eleştiriler yönelterek dile getirmiştir. Bu ben de bir nevi Austin’in hukuk kavramına yaklaşımındaki eksiklikleri giderdiği izlenimini oluşturdu. Hart’ın Austin’den farklı olarak dile getirdiği en önemli şey, Modern hukuk sisteminin birincil ve ikincil kurallardan meydana gelen bir sistem olduğudur. “Birincil hukuk kurallarının günümüz kanunlarındaki genel hükümlerle, ikincil hukuk kurallarının ise özel hükümlerle benzerliği olduğu şeklinde bir yorum yapabilir miyiz?” sorusu da makaleyi okurken aklıma gelen sorulardan biri oldu.

  9. H.L.A Hart 20.yüzyılın en önemli hukuk felsefecilerinden birisidir.Hukuksal pozitivist anlayışa yepyeni bir bakış açısı kazandırarak sistemin önceki kabullerinin hiç olmazsa sorgulanmasını sağlamıştır. Hart’a göre hukuka ilişkin tartışmaların temelinde üç sorun yer almaktadır. Bu sorunlar hukuka net bir yaklaşımı veya tanımı engeller gerçekten de hukukun benim nezdimde somut bir tanımı yoktur, birden çok kişiye sorulduğunda birden çok cevap alınabilir .Hart buna istinaden net bir yaklaşımda bulunmak yerine hukuk sistemini analiz etmeye çalışarak hukuka katkıda bulunmayı amaçlamıştır.Bu analizi yapabilmek için önceki hukuki pozitivizm teorilerini eleştirmiştir.Hart’ın görüşleri hukuki pozitivizmin de doğal hukukun da alternatifi konumundadır.Hart hukukun bir kurallar bütünü olduğunu ve kuralladan oluştuğunu savunmaktadır. Bu kurallar birincil ve ikincil kurallardır . Birincil kurallar hak ve ödevler içermekte küçük toplumlarda etkin olmaktadır . Toplumun ölçeği büyüdükçe de ikincil yargı kuralları yani tanıma , muhakeme ortaya çıkıyor. Tanıma buradaki en önemli yeri tutmaktadır çünkü hukuk kuralında olması gereken nitelikleri belirler. Yusuf Ersoy 201751069

  10. Hart’ın Yaklaşımıyla Hukuk Havramı
    Hart hukukun pek çok tanımını yapmış pozitivizmin hukuk üzerine ise 5 çeşit tanımlama yapmıştır bu tanımlamalardan hukuk tanımında pozitivizmi ele alıcak olursak egemenin buyruğu olarak ele alması yeterli bir tanımlama olmadığı görüşündeyim, yasal bir çalışma biçimi olarak yaptığı tanımlamada ise söz konusu siyasal, tarihsel, sosyolojik unsurlardan bağımsız bir hukuk yapısının olamayacağı görüşündeyim, yargısal bir süreç olan pozitivizm tanımı ise sözü edilen tanımlar bağlamında daha doğru bir tanımlama yaptığı görüşündeyim, pozitivizm ve ahlakta ki bilinmezlik tanımında ise hukukun ahlaktan bağımsız ele alınamayacağı böyle bir tanımlanın içinden çıkılamayacağı görüşündeyim, hukuka uyma yükümlülüğü tanımında ise elbet hukuk kurallarının yaptırım uygulaması özelliği bağlamında hukuk kuralı ne olursa olsun uyma yükümlülüğü durumunu yaratır.
    Hukuksal kavramların olgusal gerçekliğe göre anlamsal olarak daha karmaşık oluşu sebebiyle kelimelerin lafzi yorumunu yapmaktansa cümlenin tamamından anlam çıkarılması gerektiği düşüncesinin doğru bir düşünce olduğu görüşündeyim söz konusu durumu örnekleyecek olursak kanun maddesini yorumlarken sadece kelimelerin lafzi yorumunu yapmaktansa ilgili kanunu bütünüyle amacına yönelik incelemek daha isabetli bir yorum yapmamızı sağlar. Bu açıklamalar neticesinde ise Hart hukukun tanımını modern bir hukuk sisteminin kurallarına bakmayı tercih etmiştir.
    Hart sosyal yaşam içerisinde bireylerin birbirleri ile olan yaşayışlarını, ilişkilerini düzenleyen sosyal kuralların alışkanlıklar ile farklarını, davranışların içsel ve dışsal yönleriyle ele alarak incelemiştir. Bu hususta ki düşünceleri sosyal kuralların sadece kural olduğu için uygulandığı değil alışkanlık halini alarak da uygulandığını açıklamak istemiştir.
    Umut Polat 201751147

  11. Hart’ın Yaklaşımıyla Hukuk Kavramı :
    Hart’a göre hukuk ve ilgili kavramlar söz konusu olduğunda kavramın somut dünyada net bir karşılığı bulunmamaktadır.Ona göre sadece kelime anlamı üzerinde bir analiz çabası gütmektense,kavramın yer aldığı cümleyi bütün halinde değerlendirmek daha elverişlidir. Buna katılıyorum çünkü kullandığımız kelimeler her yerde aynı anlama gelmezler ve onları bulundukları bağlam içinde değerlendirmemiz gerekir. Aynı kelime farklı cümlelerde farklı anlamlar ifade edebilir.
    Modern bir hukuk sistemindeki kurallara bakmak o toplumu ve işleyişini anlamamızı kolaylaştırabilir.Kurallar toplumsal hayatı düzenlerler ve onlara uymamak hata olarak kabul edilir.Kuralların bir de içsel yönü bulunmaktadır. Bu içsel yönle kişi kurala uyması gerektiğini düşünür ve buna uymayanları da eleştirebilmektedir.Bu içselleştirmeyle kişi kendini yükümlü hisseder ve eğer bu kurala uymazsa olumsuz sonuçlarla karşılaşabileceğini de bilir.Kuralları içselleştirmeyi herkes başarabilseydi ve üstüne düşeni yapabilseydi toplumda suç gibi bir kavram da olmazdı ve içinde bulunduğumuz dönemde de bu mümkün değildir.Bu ölçüde bir toplumda yaşayanlar hukuk kurallarını ne kadar içselleştirdilerse toplumda o ölçüde bir düzenlilik söz konusudur.Austin’in hukukun “siyasal egemenin buyrukları” olduğunu belirtmesi ise hukukun içsel yönünü reddeder ve bu durum hukukun otoriteden ayrılamadığı bazı toplumlarda kısmen geçerliliğini korumaktadır. Bu toplumlarda yargı işlevi tamamen bağımsız değildir ve otoritenin buyruklarına bağlıdır. Hart,Austin’in bu yaklaşımını reddeder ve Hart’ın bu yaklaşımı modern bir hukuk düzeninde olması gerekeni ifade eder.Hart,hukukun kendine özgü bir sistem olmasını sağlayan birincil ve tamamlayıcı kurallardan bahseder.Birincil kurallar yapılması ve yapılmaması gerekenleri belirten kurallardır. Fakat biz bu kuralları bilsek bile nasıl uygulanacağını,nasıl değiştirilip,ortadan kaldırabileceğini de bilmemiz gerekir zira bu kurallar tek başına uygulamaya geçemezler.İşte bunun için de tamamlayıcı kurallara ihtiyacımız vardır. Tamamlayıcı kurallar biriincil kuralların geçerliliğini,uygulanabilmesini,gerekli hallerde kaldırılıp değiştirilebilmesini sağlarlar.Birincil kurallar ve bunun yanında tamamlayıcı kurallar modern bir hukuk sisteminin olmazsa olmazlarıdır ve hukuk kuralları bu sistematik yönüyle ahlak kurallarından ayrılırlar. Tabii ki ahlak kurallarına uymadığımızda da toplum tarafından kınanabilir,dışlanabiliriz fakat hukuk kurallarında olduğu gibi sistematik bir düzen ahlak kurallarında söz konusu değildir.Hukuk ne egemenin tehditle desteklenen buyruklarıdır ne de modern bir hukuk sistemi ahlak kurallarına tam anlamıyla benzetilemez.

  12. Hart`ın hukuk yaklaşımı ile ilgili görüş ve değerlendirmelerim,

    Kuralları temel olan içeriğinden çok kural olduğu için uygulanmasını söyleyen bir felsefi akım olan pozitivizme yaklaşımı ile Hart yeni bir kapı,yeni görüş penceresi açmıştır. Austin’in ‘’Siyasi üstünlüğü bulunan monark veya egemenin doğrudan ve dolaylı buyruklarıdır.’’ temelli hukuk pozitivizm düşüncesini eleştirmiştir. Bu ahlak kurallarının ve buyrukların sadece hukuku tanımlamakta yeterli olmadığını ileri sürmüştür fakat bu ahlak ve buyruklarını da Hart’ın kendi kurallar sistemi oluştururken ele aldığını görüyoruz.

    Hart hukuk nedir? sorusunun cevabının standart bir şekilde verilemeyeceğini söylemektedir. Olgular, gerçeklikler ve terimler arasındaki bağın karmaşık olmasından dolayı standart bir tanımdan çok hukukun kapsamını belirlemek gerekmektedir.Yerinde bir düşüncedir çünkü hukuk somut olarak ele alınıp tam olarak tanımı yapılabilen olgulardan oluşmamaktadır.Hukuk belirli bir kalıba sokup standart bir tanımdan çok kapsamının belirlendiği hukukun nedir sorusuna hukukun çevresinin ne ifade ettiğinin,ne olduğunu ,nelerden oluştuğunun anlatarak bir cevap vermek daha doğru ve uygun olucaktır. Işte burada Hart da bu kapsamı belirlemek için kendince bir hukuk sistematiği oluşturmuştur. Bu sistemin başlıca iki unsuruna da birincil kurallar ve tamamlayıcı kurallar adını vermiştir.Birincil kurallar da her toplumsal bir örgütlenmede dahi bulunabilicek Austin’in de bashetdiği buyruk ve ahlak kurallarını ele almıştır.Birincil kurallar devlet yokken insanlar doğal halindeyken bile bulunabilcek temel kurallar bütünüdür. Geçmişten günümüze de bu birincil kurallar egemenin buyrukları,örf ve adetler vb. isimlerle günümüze gelmiştir.Ama bu toplumsal kuralların hukuk kurallarından farklı olması gerekmektedir çünkü her birincil kural hukuk sistemi içerisinde olmamalıdır, o kurallar içerisinde hukukun yapı taşlarında olan adalet unsuruna, insan hakları unsuruna aykırı kurallar da bulunmaktadır veya da bir sınırı olmalıdır . Ayrıca birincil kuralların seçilip tanımlanması lazımdır modern bir hukuk sisteminde bahsedilebilmek için de. Işte tam da burada tamamlayıcı hukuk kuralları ortaya çıkmaktadır. Birincil kurallar insanlar/doğa üzerinde etki yaratırken tamamlayıcı kurallar birincil kurallar üzerinde etki etmektedir. Tamamlayıcı kuralla benim bakış açımla birincil kurallardan da öte hukukun hukuk olmasının temel taşıdır. Birincil kurallar üzerinde farklı farklı etkileri vardır onları tanımlayıp sınırlamak için tanımlayıcı unsuru,değişen günümüze ayak uydurması diğer sosyal kurallardan ayrılıp hukuk kuralı olması için değiştirme unsuru ve muhakeme unsuru ile bu kuralların denetçiliğini yapmasıdır. Hart’ın görüşüne göre tanımlayıcı unsur en önemli unsurdur fakat benim neznim de tanımlayıcı unsurun gerekliliği göz ardı edilemezken en önemli unsur muhakeme unsurudur olduğudur çünkü bir sistemi ne kadar güzel kursak ne kadar iyi birincil kuralları tanımlayıp bir hukuk sistemi yaratsak da bu kurallar düzgün bir şekilde uygulama, muhakeme alanı bulamadıktan sonra hiçbir faydası olmamaktadır hatta muhakeme unsuru yetersiz olduğu taktir de onlarında bir alışkanlık özelliklerinden ileri gidemeyeceği kanaatindeyim .Bu makaleden de anlaşılacağı üzere Hart Austin ve diğer pozitivizm düşünürlerine göre yapmış olduğu yaklaşım ile pozitivizm tanımlarını yumuşatıp farklı yönden ele almıştır.

  13. Hart’ın görüşlerinde bana en yakın gelen şey, belli keskinliklerden uzak duran bir tutum sergilemiş olmasıdır. Ayrılabilirlik tezini başka pozitivistler kadar kesin kabul etmemesi ve hukuku sosyolojik olarak da ele alması, görüşünün benimsenmesini kolaylaştırmaktadır. Hukuku anlatmak için sunduğu birincil kurallar ve ikincil kurallar da gerek günümüzle gerekse daha öncesiyle örtüşmektedir. Buna örnek olarak ilkel ya da basit ölçekli diyebileceğimiz toplumlarda hukukun birincil kurallardan ibaret olmasını, toplumun gelişimiyle beraberse buna ikincil kurallarında eklenmesini gösterebiliriz. Ve yine tanıma kuralını açıklamada kullandığı sistem içindeki aktörlere bakılması gerektiği görüşü topluma bakarak çok rahat anlaşılabilir. Hakimler,savcılar, kolluk kuvvetleri gibi toplumun belli kısımlarının davranışlarına bakarak tanıma kuralını anlayabiliriz. Sistem içindeki aktörler tanıma kuralını kabul etmek zorunda değildir, sosyolojik olarak kuralın varlığı yeterlidir. Aynı şekilde tanıma kuralının değişebileceğini ancak bu değişimin radikal olamayacağını belirtmesi de görüşünün koşullara uyum sağlamasına imkan vermektedir bana göre. (Derste dinlediğim bir konu olduğu için bu konuda yazarken makaleye ek olarak sizin söylediklerinize de değinmiş olabilirim hocam:))

  14. Hukuk kavramları tanımlayıcı değil belki kapsamdan bahsetmez. Hukuk kavramlarından günlük hayatta gibi doğrudan atıflara gidilemez. Somut dünyada net karşılığı yoktur fikrini savunan Hart sadece kelime anlamı üzerinde analiz çabası yerine cümlelerin bütün halde değerlendirildiğini savunur. Şahsi kanatimce hukuk kurallarını cümle içinde kullanmak kavramın doğru tanımlanmasına yardımcı olsa da kavramdan bağımsız hukuk düşünülemez hukuk kavramları belirllenebilir olmalı her ne kadar hak gibi kavramların somut karşılığı olmasa da belli çerçevelerde tanımı yapabilmeli ve Hukukun geçerliliğinin ahlaki değerlerle ölçülemeyeceği ve modern hukuk sistemini ahlak kurallayla yönetilen başkasına da benzetilemez görüşünü katılsam da hukuk ve ahlak kurallarının birbiriyle olan sıkı ilişkisini tamamen görmezden gelemeyiz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s