13. (Son) Hafta Hukuk Felsefesi Dersi

Bu (son) hafta derste onarıcı ve usuli adalet kavramlarını ele alıp tartışacağız. Bu kapsamda aşağıdaki makalelerin okunması ve bunlara dair görüş / eleştiri yazılarının Haziran Çarşamba günü saat 19:00’a kadar Blog üzerinden iletilmesi gerekmektedir.

Ayrıca genel bir ders değerlendirmesi de yapılacak olup, varsa görüş, eleştiri, öneri, önceki konulara dair sorularınızı da düşünün.

“13. (Son) Hafta Hukuk Felsefesi Dersi” için 7 yorum

  1. ONARICI ADALET
    Onarıcı adalet, cezalandırmanın yerine onarmayı tercih eder. Fakat bence böyle bir yol her zaman mümkün değildir. Anlaşmazlık içindeki tarafların sulh için bir araya gelmesi bazen daha çok anlaşmazlıklara sebebiyet verebilir.
    Ayrıca suçlunun cezalandırılması mağdurun ve yakınlarının içinde oluşan intikam duygusunu bastırmakta aftan daha kuvvetli bir araçtır. Kişilerin acılarını karşısındakine ödetme isteği genellikle daha ağır basacağı için affetmek, öfkeye yenik düşmekten daha zor bir yoldur. Faili af yoluyla suçsuz duruma getirmek faili bir ömür mağdura karşı borçluluk hissine sürükleyebilir. Bunun yanında mağdurun da anlık verdiği af kararına sonradan pişmanlık duymasıyla içindeki keşkeyle bir ömür mutsuz olmasına sebep olabilir.
    Bu durumlar göz önüne alındığında bence onarıcı adalet ufak ve daha çok özel hukuk bağlamındaki suçlar için denenebilir bir yol olabilmesinin yanında özellikle ceza hukukunda başvurulmaması gereken bir yöntemdir. Zira onarıcı adalet, adaletten çok adaletsizlik getirebilir.
    Fakat bütün bunların yanında suçluların rehabilite edilmesi, suçlulara verilen cezaların azaltılması, cezaevlerindeki suçlu sayısının azalması vb. uygulamalar benim de olmasını gerekli gördüğüm uygulamalardır.
    Çiğdem Ece ARIKAN
    201951016

  2. Onarıcı adalet genel bakış hakkında refleksiyon
    Onarıcı adalet mağduru ele aldığını söylüyor ama bana kalırsa onarıcı adalet sadece basit suçlar ve basit olaylar üzerine uygulanır çünkü bir kişinin ailesinden birini öldürme durumunda ailedikiler bunu yapanı asla dinlemez yani o yüzden onarıcı adalet bakımından uygulaması güzel aslında mağdur odaklı yazıyor ama daha çok fail odaklı olduğunu düşünüyorum çünkü burada mağdurla diyolağa girerek kötü biri olan fail iyi biri yapmaya çalişiyor yani mağdur merkezli faili kurtarmış oluyoruz ve insalığa bir kişiyi kazandırmış oluyoruz ama bana kalırsa basit suçlar dışında uygulama alananı bulabileceğini düşünmüyorum

  3. Améry, her ne kadar gençleri babalarının eyleminden sorumlu tutmayacağını söylese de yarın yaşanması muhtemel başka bir felaket konusunda güvensizlik ve endişe duymaktadır. Başbakan Schröder: “Savaşa ve Nazi döneminde işlenen soykırıma dair hatıralar, bizim yaşayan anayasamızın bir parçası olmuştur. Bazıları için bu parçayı taşımak zor olabilir. Fakat bu, söz konusu hatırlamanın ulusal kimliğimize dahil olduğu gerçeğini değiştirmez.”

    Bir toplumun kendi deneyimlerinden ders çıkarması kanımca toplumun devamı için en önemli yapı taşlarındandır. Geçmişini bilmeyen, kabullenmeyen ve hatalarından ders çıkarmayan bir toplum aynı kötü durumlara düşmeye yatkın olacak ve aynı cevapları vermekten sıyrılamayacaktır. Nazi döneminde yapılanların insanlık dışı olduğunu biliyoruz ancak tekrarını önlemek için alınan önlemlerin yeterliliğini tartışmaya yeltenmiyoruz bile. Ortaya çıkan kötü durumlara hınçla, öfkeyle yaklaşmak mantıksız olacak, durumu daha da kötüleştirecektir. Örneğin günümüzde birçok ülke Ermeni soykırımı yapıldığı iddiasındadır. Osmanlı döneminde savaşın getirdiği zorlu koşullarda Ermenilerin tehciri gerekli görülmüş ve ancak istenilen netice sağlanamamıştır. Osmanlı’nın soykırım yaptığını Almanya kabul etmiştir. Kendi tarihlerinin üstünü örterek soykırımı tanımaları dikkat çekicidir. Tarih bize o dönemde yaşayan Ermeni nüfusunun 1.1 milyon [1], tehcir edilenleri 438.758, yerlerine ulaşanları da 382.148 [2] olarak göstermektedir. Buna rağmen ölenlerin sayısı bu rakamların üzerindeymiş gibi gösterilmektedir.

    Onarıcı adalet ile odağa mağdurları aldığımızda kötü durumu olabildiğince eski haline getirmek amaçlanmıştır. Elbette bazı tazmin edilemeyen değerleri göz ardı etmemeliyiz. İnsanlık suçu gibi evrensel değerleri zedeleyen haksızlıklarda sadece onarıcı adalet yeterli görünmeyebilir. Bu durumda cezalandırıcı adaletin olası failleri caydırmak ve böyle bir durumun tekrardan yaşanmasını önleme amacı ön plana çıkarılmalıdır.

    [1]:www.turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/1914-nufus-istatistigine-gore-ermeni-cemaatinin-nufusu/ den alınmıştır.

    [2]: http://www.e-akademi.org/makaleler/ademir-4.htm den alınmıştır.

    c1951164
    Fatma ŞİRİNGÜL

  4. Ceza adaleti modellerinden biri olan onarıcı adalet, klasik adalet anlayışından farklı olarak mağdurun ve failin katılımlarıyla suç sonucunda oluşan zararların giderilmesini ve suçun tekrarlanmamasını amaçlar. Her bir olay bağlamında adaletin tecelli edişi farklı olabilir. Bana göre onarıcı adaletin içerisinde psikolojik boyutun olması ve mevcut olayın özüne etki edebilmesi yönü klasik adalet anlayışına attığı büyük farktır. Öte yandan bu müessesenin içerisinde değerlendirebileceğimiz uzlaşma ve arabuluculuk kurumlarıyla mahkemelerde süregelen uzun yargılamaların aksine daha kısa sürede sonuçlanması ve adalete uygun (tarafları tatmin etme açısından) şekilde gerçekleşmesi bakımından da çok önemli bir boyuttur. Ayrıca uzlaşma ve arabuluculuk uygulamaları ile mahkemelerin iş yükünün azalması da kaçınılmazdır.
    Onarıcı adalet, klasik adalet anlayışından daha geniş kapsamlıdır. Çünkü klasik adalet anlayışında fail ve mağdur daha dar kapsamlı tutulurken, onarıcı adalette toplumun da suçtan etkilendiği nazara alınarak adalet sürecine dâhil edilir.
    Adaletin tesisinde yalnızca onarıcı adalet bazen anlamsız kalabilir. Dolayısıyla onarıcı adaletin klasik adalet anlayışıyla birlikte icra edilmesi halinde adalet daha nitelikli hale gelebilir. Kısaca, klasik adalet anlayışı bir yemek ise onarıcı adalet anlayışı da o yemeğin sosudur.

  5. Onarıcı Adalet

    Onarıcı adaleti, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri olarak ifade etmemiz yanlış olmaz. Geleneksel cezalandırıcı adalet anlayışının eksiklerini ve sakıncalarını gidermek için düzenlenen alternatif adalet yöntemidir.
    Onarıcı adalet klasik adalet anlayışına nazaran, psikolojiye daha fazla önem atfediyor. Bu sistem; mağdura adalet sistemi tarafından sahip çıkılmasını, suçun mağdurda yol açtığı hasarların ve kayıpların giderilmesini, mümkünse onarılmasını sağlamak ve ayrıca failin de kendi davranışının sorumluluğunun farkına varması, bunu üstlenmesi ve topluma yeniden kazandırılmasını sağlamayı amaçlıyor.

    Baktığımız zaman klasik ceza anlayışı bir süreden sonra yeterli olamamış ve istekler doğrultusunda yetersiz kalmıştır. Onarıcı adalet kavramı da burada doğmuştur.
    Onarıcı adalet hem ortaya çıkışı hem de uygulamaya yansıması itibari ile odağı failden mağdura kaydırıyor. Burada hem fail hem de mağdur söz sahibi oluyor. Mağdur, mağduriyetini karşı tarafa yansıtıyor, fail ise işlemiş olduğu suçla yüzleşiyor ve rehabilite ediliyor. Onarıcı adalet bize klasik ya da geleneksel olarak uygulanan cezalandırıcı adalet sisteminin açıklarını ve belki de eksiklerini tamamlama olanağı sağlıyor.

    Onarıcı adalet, uyuşmazlıkları çözme mekanizmasından esinlenerek dünyaya yayılıyor.
    Günümüze baktığımızda birçok hukuk sistemince kabul edilmiş olmakla birlikte bize baktığımız zaman, onarıcı hukukun ceza hukuku alanına yansıdığını görüyoruz.

    Son haftanın son yazısını yazmaya çalıştıktan sonra, değerli Ali hocama teşekkür etmek istiyorum. Aldığım, görmüş olduğum tüm derslerin faydalarını şimdiden görüyorum. Bütün bunların meslek hayatında edineceğim tecrübelere de katkısının olacağını biliyorum.

  6. Son paragraf ve sonsuz soru
    Bu haftaki makalelerde, mağdurun ikinci kez mağdur olmaması ve aynı zamanda mevcut cezalandırma sisteminin suç işlenmesini engelleme noktasındaki yetersizliğinin giderilmesi için ortaya atılan onarıcı adalet sistemi anlatılıyor. Bu kesinlikle her ülkede dikkate alınması gereken bir sistem ve ben, sistemin mağdura odaklanması dolayısıyla, kişilerin hukuka ya da adalete inanç duymalarına katkı sağlayacağını da düşünüyorum. İhlal edilen bir hakkın onarılması, mağdurun ihlalden doğan zararlarının telafisi kesinlikle failin cezalandırılmasından çok daha önemli olmalıdır. Ancak uygulanması ne kadar mümkün, hangi suçlarda bu yola başvurulmalı, başvurulduğunda hangi koşullar altında fayda sağlanabilir gibi sorular eşliğinde onarıcı adaleti anlamaya çalıştım ve yine her zamanki gibi açmaza düştüm.
    İlk dönem Hukuk Sosyolojisi dersinde önerilen Meleklerin Payı filminde bu sistemden bir kesit yer alıyordu. O zaman da izlediğimde çok ilginç bulmuştum çünkü fail ve failin yakınları, mağdur ve mağdurun yakınları, görevli uzman personeller eşliğinde bir oturuma katılmışlardı ve mağdurun annesi, faile, oğlunun yaşadığı ve kendi yaşadıkları zorlukları anlatıyordu. Mağdurun ufak bir hatasından dolayı failin geçirdiği beş dakikalık öfke patlamasının uzun vadede doğurduğu sonuçları iki tarafın da kendini özgürce ifade edebildiği bir ortamda bizzat kendilerinden dinlemek benim üzerimde büyük bir etki bırakmıştı. Mağduru anlayabilmenin yanı sıra suçtan zarar gören tek kişinin fiziksel olarak şiddete maruz kalan kişi olmadığını, onunla birlikte çevresindekilerin de ne kadar zarara uğradıklarını -maddi manevi- apaçık görüyordunuz. Bu açıdan bakıldığında evet, faydalı bir yöntem diye düşünüyorum fakat bir de şu açıdan bakmayı denedim: Mesela öğrencisi tarafından canice öldürülen bir kadına, failin avukatlığını yapan ve savunma adı altında ve fakat savunmayla uzaktan yakından alakası olmayan, ahlaki ve insani herhangi bir değeri içinde barındırmayan birtakım sözler söyleyen ve bundan asla imtina etmeyen bir insanın bu uygulamayı talep ettiği bir sahne… Acaba nasıl bir reaksiyon alınabilirdi? Veya bir uygulama indirdiği, bankaya para yatırdığı, belli kimselerle toplantılara katıldığı vs. gerekçesiyle aylarca veya yıllarca cezaevinde kalmış ve sonrasında beraat etmiş bir insanın mağduriyeti bile tanınmazken nasıl bir onarımdan söz edebiliriz? 1960 yılında bir Yahudi’nin karşısına kimi, kimleri koysaydık zararını telafi edebilirdik ya da edebilir miydik?
    Failin içine vicdan yerleştiremezsiniz ya da mağdur olduğu gün gibi ortada olan kişilerin mağduriyetini herkes görmezden gelirken, reddederken zararı telafi edemezsiniz, her durumda fail bu kişidir diye bir belirlemede bulunamazsınız. Her fail, hatasını telafi etmeye istekli, suça sürüklenmiş vicdanlı bir kişi midir? Bir çocuğa cinsel istismarda bulunan, bir kadını toplumun ve çocuğunun gözü önünde katleden birinin hatasını fark etmesi ne kadar mümkündür? Fark etse ve pişman olsa bile bu kişinin toplumdan soyutlanmaması gerektiğini söyleyebilir miyiz? Söylemeye çalıştığım şey özetle şu: Bazen suçun etkilerinin giderilmesinin yolu cezalandırıcı adaletten geçiyor olabilir. Cezaevlerindeki personelin, sanığın/hükümlünün bir gün dışarı çıkacağını ve o kişilerin insan olduklarını, her ne koşulda olursa olsun insanca muameleyi ve saygıyı hak ettiklerini unutmadan hareket etmeleri, cezalandırma koşullarının da bu etkenler ve elbette daha fazlası dikkate alınarak oluşturulması gerekir. Ancak bazı suçların faillerinin, toplumun içinde değil cezaevinde olması gerektiğini ve eğer hatasını telafi etmek istiyorsa da buna en azından belli bir zaman sonra imkan sağlanması gerektiğini düşünüyorum.
    Bu noktada devletin, ister onarıcı adalet ister cezalandırıcı adalet sistemi olsun, hiçbir durumda mağdur sıfatını haiz olmaması, taahhüt ettiği güvenlik, koruma, haklar ihlal edilirken gösterdiği zafiyetleri ve bunların nedenlerini açıklaması ve mağdurun zararlarını gidermek ve her iki taraf için de adil bir yargılamayı temin etmesi gerektiğini düşünüyorum.

  7. Son dersimize 1 şarkı 1 şiir bırakmak istiyorum.

    Candan Erçetin- Kimin Doğrusu?

    ”…Doğru kimin doğrusu
    Yol dedikleri hangisi?
    Konuşanlar mükemmel mi?
    Onlar masum mu?”

    Bertolt Brecht- İyi Adama Bir İki Soru

    ”…Anladık iyisin,
    Ama neye yarıyor iyiliğin?
    Seni kimse satın alamaz,
    Eve düşen yıldırım da
    Satın alınmaz.
    Anladık dediğin dedik,
    Ama dediğin ne?
    Doğrusun, söylersin düşündüğünü,
    Ama düşündüğün ne?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s